Eski zamanlar içinde Göktürkler isminde bir Türk soyu söz mevzusu olmuştur. Türk illeri içinde Göktürklere itaat etmeyen hiçbir yer kalmamıştı. Bunu gören öteki yabancı kavimler Göktürkleri kıskanmaya başlamışlardı. Bunun sonucunda ise bu yabancı kavimler birleşerek Göktürklerin üstüne cenk açmaya karar vermişlerdir.
Bu kavimlerim maksatları ise ölçülerini almak olmuştur. Bu üstlerine yürüyen yabancı kavimleri gören Göktürkler ise çadırlarını ve sürülerini alarak bir yere toplamışlardır. Hemen sonra ise bulundukları yerin çevresine hendek kazmışlardır. Bu hendekleri kaldıktan sonrasında da düşmanın gelmesini beklemeye başlamışlardır. Hemen sonra ise düşman bulundukları yere doğru varmıştır. Bunun sonucunda ise cenk adım atmıştır.

Bu cenk ise 10 gün süresince sürmüştür. Bu 10 gün içinde Göktürk soyu iyi bir vurgun gerçekleştirmiştir. Bu savaşın sonunda Göktürkler üstün gelmiştir. Bu yenilgiyi alan kavimler ve bu kavimlerin hanları beyleri av yerinde toplanmışlardır. Asla biri bu yenilgiyi kabullenmek istememiştir. Bu yüzden de bu av yerinde belirli bir konuşma gerçekleştirmişlerdir.

Bu konuşma şu şekilde geçmiştir. “Göktürklere herhangi bir hile yapmazsak işimiz yaman olur” demişlerdir. Bunun üstüne ise hemen sonra aralarında bir plan halletmeye başlamışlardır. Gün ağarmaya başlayınca baskına uğramış şekilde kaçmaya başlamışlardır. Göktürkler bunu görünce kaçtıklarını sanarak arkalarından gitmişlerdir.
Fakat bu durum içinde düşmanın büyük bir hilesi söz mevzusu olmuştur. Düşman burada Göktürkleri görünce birden bire geri dönmüştür. Bu şekilde düşman Göktürkleri avlayıp yenmiştir. Bu savaşı kavimler kazanmış ve sırrını mallarını yağmalamışlar hatta hiçbir evi sağ bırakmamışlardır.

Bu cenk içinde büyüklerin hepsini kılıca vurmuşlar ve hepsini öldürmüşlerdir. Ufak olan kişileri de kendilerine köle edilmişlerdir. Burada her düşman bunlardan birini alıp gitmiştir. Bu sırada Göktürklerin başlangıcında İl Han vardı nokta bunun evlatları çoktu. Fakat bu uğursuz olan cenk günü esnasında birkaç tanesi ölmüştür fakat aralarından yalnız bir tanesi sağ kalmıştır bunun adı ise Kayı’dır.

Bu Kayı oğlunu ise evlendirmişti. İl Han’ın Dokuz Oğuz adlı yeğeni de vardı. Bu yeni ve oğlu düşmana esir duruma gelmişlerdi. Fakat 10 gün sonrasında bir gece yarısı ikisi birden hanımefendileri ile birlikte atlarını alarak kaçmışlardır. Bu ikisi ve hanımefendileri kaçtıktan sonrasında Göktürk yurduna gelmişlerdir. Burada ise savaştan kalan ve düşmandan kaçıp gelmiş olan birçok deve, at, koyun ve öküz bulmuşlardır.




Bunun üstüne hep beraber bir karar alıp başka bir yere gitme sonucu almışlardır. Bunun sonucunda daha doğru geri kalan at koyun öküz ve benzeri sürüleri ile beraber göç etmeye başlamışlardır. Geldikleri yerden ve yoldan başka yolu bulunmayan bir yere varmışlardır. Bu yol ise o şekilde bir yoldu ki bu yol üstünde at ya da deve oldukca zor bir halde yürüyordu. Kısaca herhangi bir hayvan ayağını yanlış bir halde bassa yuvarlanıp burada parçalara ayrılacaktır. Bu yol üstünden ilerledikten sonrasında Göktürkler bir yere vardır. Bu yer ise akarsular türlü türlü bitkiler meyveler ağaçlar ve birçok avlanacak hayvanın bulunmuş olduğu bir yerdi. Vardıkları yerde bu şekilde bir yer görünce hepsi birden tanrıya şükür etmişlerdir. Hayvanlarının kış olunca etkilerini yemişler, yaz olunca ise sütlerini içmişler.
Bunun yanında bu hayvanların derilerini giymişler. Bir halde burada yaşamayı başaran bu insanoğlu buraya Ergenekon adını vermişlerdir. Burada iki Göktürk Hanı olan Kayı ve Dokuz Oğuzhan’ın birden fazla evlatları olmuştur. Bu evlatları da Ergenekon içinde çoğalmaya adım atmıştır. Bu soy oldukca uzun seneler içinde Ergenekon içinde kalmıştır. Fakat aradan 400 yıl geçince bu soyun buraya sığması mümkün olmamıştır.
Buraya sığamayan bu insanoğlu bir kavun almak için kurultayı toplamışlardır. Burada ise Ergenekon’dan çıkma sonucu alınmıştır. Kurultay bu sonucu aldıktan sonrasında Göktürkler Ergenekon içinden çıkmak için yöntem aramışlardır fakat bulamamışlardır. O sırada bir demirci bu dağ içinde bir demir madeni bulunduğunu söylemiştir. Bu demirin eritilmesini tavsiye etmiş ve buradan bir geçit oluşturulmasını söylemiştir. Hemen sonra ise bu demircinin söylediklerini beğenmişlerdir.

Bunun üstüne dağın geniş olan bir yerine Bir kat olacak şekilde odun ve kömür dizilmişlerdir. Hemen sonra ise bu odun ve kömürü ateşleyip körükleme ye başlamışlar. Tanrının inayeti ve gücü ile ateş bir halde kızmaya adım atmıştır. Hemen sonra demirden olan bu dağ eriyivermiştir. Bu dağ eriyince buradan bir yüklü deve çıkabilecek kadar bir açıklık oluşmuştur.

Hemen sonra ise mukaddes olan o senenin, ayın, günün saatini beklemişlerdir. Bu açtıkları delikten bir yol oluşmuş ve bu yoldan Ergenekon’dan çıkmayı başarmışlardır. O günden sonrasında o gün Göktürklere bayram olmuştur.
Göktürkler her senenin o günü geldiğin vakit büyük Kerem’den halletmeye başlamışlardır. Bu merasim içinde ise bir parça demir alınır ve ateşte kızdırılır hale getirilmiştir. Bu demiri Göktürk Hanı demiri koyar ve sonrasında çekiçle döverdi. Bu Göktürk Hanından sonrasında ise Türk beyleri de aynı şekilde yaparlardı.

Senenin bu günü bu şekilde demir dövme yapılarak kutlanırdı. Ergenekon’dan çıktıktan sonrasında Göktürklerin Han’ı olan Kayı Han soyundan gelen börteçine tüm illere elçiler göndermiştir. Bu elçilikler ise Göktürklerin Ergenekon içinden çıktıklarını bildirmişlerdir. Bu şekilde eskisi benzer biçimde tüm bulunan iller Göktürklerin hizmeti altına girmişlerdir.




Site Adresi:

Bir cevap yazın