Günlerden bigün kullandığı ok ile tüm insanoğlu tarafınca tanınan ve avcılığı ile ün salmış bir adam varmış. Insanın namı o denli yayılmış ki avlanmak için ormana gittiğinde tüm orman halkı kaçışır ormanda kimsecikler kalmazmış. Okçunun insanoğlu arasındaki bu namı ne kadar fazlaysa aynı derecede hayvanlar içinde da avcılığıyla oldukça ün kazanmış bir avcı varmış. O da ormanlar kralı aslanmış.




Avcının ormana gelmesiyle tüm orman halkı kaçışmış fakat yalnız bu yürekli aslan kaçmayıp ona karşı koymuş. Aslanın bu karşı koymasına sevinen avcı “bu sefer kolay bir av olacak, hazır ol sana bir haberci gönderiyorum” demiş ve yayına yerleştirdiği oku fırlatarak aslanı vur. Okla yaralanan aslan acı içinde derhal yakınındaki çalılığa saklanmış ve burada karşısına tilki çıkmış.

Aslanın bu kuvvetsiz durumunun farkına varan kurnaz tilkinin aklına derhal bir düşünce gelmiş. Ormanda her insanın korkmuş olduğu bu yürekli avcıdan kurtulmak için eline bir fırsat geçmiştir tilkinin. O da derhal bu fırsatı değerlendirmek için aslana çıkıp savaşmasını ve onun oldukça kuvvetli bulunduğunu söyleyerek onu cesaretlendirmeye çalışmış.

Tilkinin bu kurnaz fikrinin derhal anlayan aslan “hayır, senin sözlerin beni kandıramaz” demiş.
“Bana gen bir haberci bile böylesine zarar verdiyse, o haberciyi gönderen şahıs kim bilir ne kadar tehlikelidir, benim onunla başa çıkmam olanaksız” demiş.

Kendimizden daha kuvvetsiz ve cesaretsiz kişiler bizi kışkırtmaya çalışıyorsa sadece onun bir çıkarı olduğu içindir.




Site Adresi:

Bir cevap yazın